| Bebeğimi kime emanet etsem? |
|
|
“Artık işe geri dönme vakti geldi, ama bebeğime kim bakacak?” sorusu bu aralar sizinde mi gündeminizde? Evet, endişelenmekte ve biraz paniklemekte haklısınız ama bu bebeğinizi bir bakıcıya teslim edeceğiniz ve sizin de işe geri döneceğiniz gerçeğini değiştirmiyor. Önemli olan bu seçim sürecinde sizin ne istediğinizi bilmeniz ve bakıcınıza bunu net bir şekilde ifade edebilmenizdir. Konuyla ilgili Psikolog Seçil Akaygün Cüntay bizleri bilgilendiriyor.
Bakıcı adayları ile görüşürken dikkat etmeniz gerekenler
Dış görünüm Bakım veren kişinin temizlik kurallarına uygun olması, hijyene özen göstermesi, giyimini çocukla kuracağı ilişkide rahat hareket etmesi kuralına göre ayarlaması ancak tüm bunların yanında da aşırı süs ve aksesuardan kaçınması gereklidir. Bebeğin yutmasına neden olacak küpeler, uzun ve dağınık saçlar, uzun tırnaklar, uzun etek veya hareketi zorlaştıran kıyafetler, bebeğe bakım veren her kişi için zorluk yaratabilecek noktalardır. İlk görüşme belki iş görüşmesi olarak düşünüldüğünde daha farklı bir izlenim bırakabilir. Ancak bebeğe bakım verme süreci başladığında önceliğin bebek olduğu unutulmamalıdır.
|
|
|
| Bebeğimle tatile çıkıyoruz |
|
Yaz geldi ve yine tatil telaşı başladı, ancak bu sefer telaşınıza küçük bir misafir de eklendi. Heyecan, mutluluk ve paniğin iç içe geçtiği bir hazırlık sürecine girmiş olabilirsiniz… Acaba, tatile gitsek mi? Nasıl olacak? Yanıma neler almalıyım? Öncesinde neler yapmalıyım? gibi sorular aklınıza takıldıysa çantanızı hazırlamadan önce Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Yeşim Coşkun’un hazırladığı yazıyı okuyup, tatil hazırlıklarınıza öyle devam edin…
Tatile çıkmadan önce neler yapmalı? Öncelikle nasıl bir tatil yapmak istediğinize karar vermelisiniz. Yanınızda çocuğunuz varken onun ihtiyaçlarını gidermek ve sıcakta fazla tutmamak için sık sık kapalı ortamlara ihtiyacınız olacak. Bu nedenle çocuğunuzla birlikte tatile gidecekseniz rahat ve güvenli ortamı olan tesisleri tercih etmelisiniz. Bunun için de en uygun yerler genellikle tatil köyleridir. Özellikle çocuklara uygun aktiviteleri ve çocuk kulüpleri olan tatil köyleri arasından seçim yapmalısınız. Çocuğunuzun yaşıtları ile koşup oynayabileceği bir yer tercih etmelisiniz. Acentelerden bilgi almanın yanı sıra etrafınızdaki çocuklu ailelerden de bilgi alarak uygun tatil yerinin seçimini yapabilirsiniz. Ayrıca seçiminizi yaparken acil durumları da düşünmenizde fayda var. Kalacağınız yer şehir merkezine yakın olmalı ki gelişebilecek herhangi bir sağlık sorununda vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna ulaşabilesiniz.
|
|
|
| Bebeklerde alt temizliği ve bez seçiminin önemi |
|
Bebeklerin alt temizliği ihmale gelmez
Bebek bakımının önemli noktalarından biri de alt temizliğidir. Doğru biçimde ve zaman aralıklarında temizlenmeyen bez bölgesi bebeğin sağlığını olumsuz yönde etkiler. Pişik oluşumunun önemli nedenlerinden biri iyi yapılmayan alt temizliğidir. Ayrıca idrar yolu enfeksiyonlarına neden olabilir. Basit gibi görünen ama doğru ürünlerle ve doğru biçimde yapılmayan alt temizliği bebeğiniz kadar sizinde huzurunuzu kaçırabilir.
Tuvalet eğitimini alıncaya kadar bebek ve küçük çocukların alt temizliği anne baba ve bakımı ile ilgilenen diğer kişilere bağlıdır. Yeni doğmuş bir bebek günde 6-10 kere altını ıslatabilir. Bağırsak hareketleri düzene girdikçe bu sayı azalacaktır. Ancak ilk aylarda sıvı ağırlıklı beslenen bebeğin daha sık idrara çıkacağı ve dışkısının sulu olacağı unutulmamalıdır.
Yenidoğan bebeğin kakası nasıldır? Bebeğin ilk kakasına “mekonyum” denir. Siyah-yeşil renklidir. Yeni doğan bütün bebeklerin ilk 24 saatte kakalarını yapmaları gerekir. Bebeğin kakası zamanla yeşil ardından sarı renge bürünür. Anne sütü ile beslenen bebeklerin kakaları sarı renkte ve macun kıvamında olur. Nadir olarak yeşil renkte ve sıvımsı görünümde de olabilir. Anne sütü bebeğin bağırsaklarında büyük ölçüde emildiği ve vücut tarafından kullanıldığı için bu bebeklerin kakaları az olur. Hatta, sadece anne sütü ile beslenen bebeklerin 3-4 günde bir yumuşak kıvamda kaka yapmaları bile normal sayılmaktadır. Mama ile beslenen bebeklerin kakaları kokulu, daha çok ve kıvamlıdır.
Altını ne kadar sık kirletecek? Uzmanlar yenidoğan bebeklerde sık idrar yapmanın değil, yapmamanın sorun olabileceğini belirtiyorlar. Hatta beslenmesinin yeterli ve iyi olduğunu yaptığı idrar miktarına göre değerlendirenler var. Doğumdan sonraki bir hafta boyunca genel bir kural olarak bebeğin idrara çıkması gün sayısına göre değerlendirilebiliyor. Örneğin 4. günde 4 kere, 5. günde 5 kere gibi…
Anne sütünün %70’i sudan oluşur. Sadece anne sütü ile beslenen bebek, aldığı gıdaya uygun altını kirleteceğinden, idrara sık çıkması ve kakasının sulu kıvamda olması normaldir. Bu yüzden ortalama 4 saatte bir bebeğin bezini değiştirmek gerekir.
Kız bebeklerin altı nasıl temizlenecek? Bebeğinizin cildine uygun PH’ta ve katkı maddesi içermeyen temizleme ürünleri kullanarak bebeğinizin bez bölgesini temizlemelisiniz. Genel olarak tüm bebeklerin altı vücudunun diğer bölgeleri nasıl siliniyorsa aynı şekilde temizlenebilir. Ancak kız bebeklerde önemli olan nokta temizliğin önden arkaya doğru yapılmasıdır. Tek bir hareketle bebeğinizin idrar yaptığı bölgeyi silin. Sildiğiniz bezi bir daha aynı yere sürmeyin. Böylece dışkının başka yerlere bulaşması önlenir. Kız bebekleri idrar yolu enfeksiyonlarına daha açıktır bu yüzden “iyice temizleyeyim” diye vajinanın iç bölgesini silmeyin. Müdahaleye gerek kalmadan vücut burayı doğal yollarla temizleyecektir. Önemli olan dışkının buraya bulaşmamasını sağlamaktır. Bunun için emici bir bebek bezi kullanılmalı, temizliği yapılırken önden arkaya tek bir hareketle ve her defasında temiz bir bezle bu bölge silinmelidir. Temizlenen bölgenin bir süre havalanması sağlanarak uygun bir pişik önleyici krem sürülmeli, ardından emiş gücü iyi bir bebek bezi ile alt temizliği tamamlanmalıdır.
Altını temiz tutun, rahat uyusun Yapılan araştırmalar, bebeklerin uyku düzenini bozan nedenler arasında bez bölgelerinde hissettikleri rahatsızlıkların ilk sıralarda yer aldığını gösteriyor. Islaklık hissi, aşırı terleme, pişik, kaşıntı sık görülen rahatsızlıklardandır. Bebeğin sadece uyku düzenini değil, beslenmesini, hareketlerini, gün içindeki keyifliliğini, çevresine karşı ilgi ve algısını da etkileyebilen bu sorunların çözümü basit ama dikkat ve özen gerektirir.
- Bebeğiniz için doğru ürünler kullanın. Dermatolojik testlerden geçmiş kremler ve alt temizleme mendilleri tercih edin.
- Kullandığınız bebek bezinin ıslaklığı emiş ve içinde hapsetme gücünün iyi olması gerekir.
- Bezin bebeğin cildine temas eden yüzeyi yumuşak, pamuklu dokuda olmalı, tahrişe neden olmamalıdır.
- Sızdırma yapmamalı, yan bantları bebeğin rahat hareket etmesine olanak sağlamalıdır.
|
|
|
| Bebeğinizin vitamin ve mineral ihtiyacı |
|
|
Bebek beslenmesi konusunda en çok merak edilen konulardan biri de, bebeklere ekstra vitamin-mineral desteği verilmesi konusundadır. Ülkemizde anneler arasında en yaygın endişe, bebeklerini yetersiz besledikleri üzerinedir. Bu yersiz endişe kimi zaman vitamin-mineral desteklerinin yanlış kullanımına neden olabilir. Konuyla ilgili Diyetisyen Gizem Tutar bizleri bilgilendiriyor.
Her yeni doğana, yaşamının ilk bir gününde kanama riskinin azaltılması amacıyla K vitamini desteği hekimler tarafından hastanede uygulanmaktadır. K vitamini, kas içine enjeksiyon yöntemi –aşı şeklinde- yapılmaktadır.
Bebeklerin kemik gelişiminin düzenli olabilmesi için yaşamlarının ilk haftasından itibaren D vitamini desteği başlanır. Ancak D vitamini desteğinin uygulanması ve takibi çocuk doktoru tarafından yapılmalıdır. Besinlerde yeterli miktarda D vitamini bulunmadığından ötürü destek kullanılmaktadır. İnsan vücudunda, deride güneş ışığı ile temas yolu ile D vitamini sentezlenebilir fakat bebeklerde bu mekanizmalar çok etkin bir biçimde gelişmemiştir.
Bebek, ilk altı ay anne sütü ile besleniyor ise bunlardan başka herhangi bir ek vitamin veya mineral desteği verilmesine gerek yoktur. Çünkü anne sütü, bebeğin bütün besinsel ihtiyaçlarını tek başına karşılamak için yeterlidir. Fakat anne sütü yetersizse, bebek ayına uygun büyüme-gelişme gösteremiyor ise mutlaka bir çocuk doktorundan yardım alınması gereklidir.
İlk altı aydan sonra anne sütü tek başına bebeğin besinsel ihtiyaçlarını karşılamak için yeterli olmaz. 6. ayda bebeğin öncelikle demir minerali gereksinmesi yükselir ve anne sütünün demir minerali içeriği düşüktür. Bu nedenle, bebeğe ayına uygun tamamlayıcı besinler verilmesi gereklidir. Bu süreçte de, bebeğin gelişim eğrileri bir çocuk doktoru tarafından takip edilmeli ve uygun beslenme planı için bir diyetisyenden yardım alınmalıdır.
Yeterli ve dengeli beslenen, herhangi bir akut –kısa süreli- veya kronik –kalıcı- rahatsızlığı bulunmayan sağlıklı bir bebeğe ek vitamin ve mineral desteği verilmesine gerek yoktur. Kısacası bebek ilk altı ayında ayda 800 gram, sonraki 6 ayında ise aylık 500 gram kilo kazanıyorsa ekstra vitamin-mineral desteğine ihtiyacı olmadığı düşünülebilir. Kimi metabolik hastalıklarda, enfeksiyon dönemlerinde ve ağır ishallerde doktor kontrolünde ek vitamin ve mineral desteği kullanılması gerekebilir.
Vitamin ve mineral desteklerinin gereksiz veya aşırı kullanımı bebeğin sağlığını bozucu etkiler ortaya çıkarabilir. Çünkü vitamin-mineral eksikliği kadar vitamin-minerallerin aşırı alımı da hastalıklara yol açabilmektedir. Örneğin; demir mineralinin aşırı kullanımı, barsak paraziti riskini arttırabilir. Omega-3 yağ asitlerinin aşırı alımı ise hücre zarının yapısını bozabileceği gibi bağışıklık sisteminin baskılanmasına yol açabilir. Bu nedenle ebeveynler, kendi düşünceleri doğrultusunda, bebeği takip eden hekime danışmadan herhangi bir destek uygulaması yapmaktan kaçınmalıdırlar.
Bebeğinizin günlük vitamin-mineral ihtiyacını karşılamak için mutfakta doğru adımlar atın…
Bebeğinize yemek hazırlarken, hazırlama ve pişirme sürecinde yapacağınız hatalar, yemeğin vitamin ve mineral içeriğini %80’e kadar azaltabilir. Bu nedenle bazı faktörlere dikkat etmeniz gereklidir.
- Bebeğinizin tüketeceği besinleri mümkünse her seferinde taze hazırlayın.
- Sütü uzun süre kaynatmak, birçok vitamin ve mineralin kaybolmasına yol açar. Sütü kaynatırken, cezvenin veya tencerenin kenarında kahverengi çizgilerin oluşması vitamin kaybı olduğunun göstergesidir.
- Yoğurdun yeşil suyu, B vitaminleri ailesinde yer alan riboflavin açısından çok zengindir. Yoğurdun suyunu dökmek yerine bebeğinizin çorbalarına ilave etmelisiniz.
- Bebeğinize sütlü tatlı pişirirken, şekeri tatlıyı ateşten aldıktan sonra ilave etmelisiniz. Şekeri pişirirken ilave etmek, protein kaybına yol açar.
- Et, tavuk veya balığı kısık ateşte veya az suda pişirmeyi tercih ediniz. Yüksek ateşte pişen et, tavuk ve balıkta proteinlerin bir kısmı kaybolur.
- Makarnanın pişirme suyunun dökülmesi, B vitamini kaybına neden olur.
- Kuru fasulye, nohut, mercimek gibi kuru baklagillerin pişirme suyunun dökülmesi, B vitamini kayıplarına neden olur.
- Patatesin kabuğuna yakın kısmı, C vitamininden en zengin olan kısmıdır. Bu nedenle patatesi soyarken çok derinden soymamaya özen gösterin.
- Sebze ve meyveleri rendelerken metal rende yerine cam rende tercih edin.
- Sebze ve meyveleri doğrarken elinizle bölmeyi veya paslanmaz çelik bıçakla iri olarak doğramayı tercih edin.
- Sebze ve meyveleri doğradıktan sonra hiç bekletmeden bebeğinize yedirmeniz önemlidir. Sebze ve meyveler doğrandıktan sonra bekletildiğinde ciddi vitamin kayıpları yaşanır.
- Meyve suyunu hazırladıktan hemen sonra bebeğinize vermelisiniz. Sıkılmış meyve suları bekledikçe vitamin kayıpları artar.
- Sebze ve meyveleri sirkeli suda uzun süre bekletmek, vitamin kaybına yol açabilir.
- Sebze yemekleri pişirirken içerisine soda veya karbonat eklemek vitamin kaybına yol açar.
- İlk yaşını dolduran bebeğinizin yemeklerine iyotlu tuz ekleyin. Yalnız iyot ışığa ve ısıya çok duyarlı bir mineraldir. Bu nedenle, iyotlu tuzu hiç ışık geçirmeyen bir kapta saklayın ve yemeği ateşten aldıktan sonra tuzu ilave edin.
|
|
|
|
|