| Karı-kocalık ilişkisi çocuk gelişimini etkiler |
|
| Uzman Psikolojik Danışman Seçil Özbeklik: Toplum olarak çocuk gelişimi konusunda temel bazı bilgi eksikliklerimiz ve yanlış inançlarımız bulunmaktadır. Bu yanlış inanışlardan birincisi bazı annelerin, eşleri yeterince iyi bir baba olamasa bile kendilerinin anne olarak çocuklarına tek başlarına yetebileceklerini düşünmesidir. Hâlbuki çocuk bakımı ve yetiştirilmesi tek başına gerçekleştirilemeyecek kadar zor bir iştir. Anneler bu zorlu işe tek başlarına kalkışsalar ve bunda başarılı olacaklarına inanmak isteseler de eşlerinin desteği olmaması halinde bazı alanlarda ister istemez eksik kalacaklardır.
Başka bir yanlış inanış ise kadınların çocuklarına hem anne, hem de baba olabilecekleri düşüncesidir. Kadınlar ne kadar iyi anne olurlarsa olsunlar, çocuklarındaki baba ihtiyacını karşılayamazlar. Çocuğun sağlıklı gelişimi için hem anneleriyle, hem de babalarıyla kuracakları sağlıklı ilişkilere ihtiyacı vardır. Kadının annelik rolünü benimseyebilmesi için çocuğuyla kurduğu birebir ilişki tek başına yeterli olsa da erkek için durum biraz daha karışıktır. Erkeğin babalık işlevlerini üstlenmesi ve yerine getirebilmesi için karı-kocalık ilişkisinin sağlıklı olması, eşiyle mutlu bir birliktelik yaşaması önem taşır. Bazı ailelerde, evlilikler kötü gitse ve karı-koca mutsuz dahi olsa bunun çocuklardan gizlenebileceği düşünülür. Hatta bazı durumlarda karı-koca arasında hiçbir ilişki kalmamasına, var olan ilişkileri de mutsuzluk ve kavgalar yönlendirse dahi “çocuklarımın mutluluğu için eşime katlanıyorum” ifadeleri duyulur. Buna rağmen çocuğun sadece yeterince iyi anne-babalara değil aynı zamanda mutlu bir evlilik ilişkisi içinde yaşamaya da ihtiyaçları vardır.
|
|
|
| Çocuğunuzun konuşmasındaki bozuklukları hafife almayın! |
|
|
Konuşma Bozuklukları çok küçük yaşlar da ortaya çıkabiliyor. Çocukken tedavi edilmeyen bu sorun ileriki yaşlarda kişinin iletişimini ve kendini ifade etme özgürlüğünü de elinden alıyor. Toplumda yer edinme için önemli bir faktör olan iletişim sağlıklı ve düzenli bir yaşam açısından önem taşıyor. Çocukların hemen hemen birçoğunda görülen konuşma bozukluklarını anne ve babaların dikkate alması gerekiyor. Reem Nöroloji Merkezi Kurucusu Dr. Mehmet Yavuz, Konuşma bozukluklarını ve tedavi yöntemini anlatıyor.
Konuşmaya ilk başlama doğduğumuz gün ağlama ile başlar. Ağlarken ilk çene hareketlerini öğreniriz. Daha sonraki dönemlerde anlamlı olmayan çevreden etkilenerek sesler çıkartamaya devam ederiz. Altı aylık dönemde bir çocuk hecelemeye 9.ayda da ritmik sesler çıkartmaya başlar. Normal gelişim gösteren çocuklar 2 yaşında konuşmaya başlar. 3 yaşında daha anlamlı cümleler kurarak çevresi ile iletişim kurmayı öğrenir.
Eğer bu süreç çerçevesinde çocuk anlamlı cümleler kuramıyor, iki yaşında en az 3 kelimeyi arka arkaya sıralamıyorsa çocukta konuşma bozuklukları başlamış olabilir. Duyma, konuşma ve dil, iletişimin başlıca unsurlarıdır. Bu 3 somut kavramdan herhangi birisindeki aksama konuşma bozukluğuna yol açabilir.
|
|
| Gerçekten yarışmasını istiyor musunuz? |
|
Aslıhan Gündüz tarafından yazıldı.
|  |
 |
 |
|
|
Son zamanlarda yarışma programlarına artan ilgi, televizyon kanallarının birbirleriyle rekabeti kaybetmemek adına yaptığı yarışma programlarında da artış gösterdi. Bunlar arasında çocuklarla yapılan yarışmalarda var. Bu tarz programlar, şirin ve yetenekli çocuklarla çok daha dikkat çekince eğlenceli bir hal alıyor. Ancak bu olayın ekrandan görünen kısmı… Görünmeyen kısmını yani, yarışmaların yaratabileceği psikolojik travmaların neler olduğunu biliyor musunuz? Peki ya çocuğunuzun yeteneklerini yarışma programlarında değerlendirmeye karar verirken dikkat etmeniz gerekenleri?
Yetenek nedir? Psikolog Serap Duygulu: “Kişinin doğuştan getirdiği ve herhangi bir alanda onu başkalarına göre daha farklı kılan her tür yeterlilik ve üstün beceri özelliği yetenek tanımlaması içinde yer alır. Yeteneği; beceri ya da ilgi ile karıştırmamak gerekiyor. Genellikle hepimizin içine düştüğü yanılgı budur.” diyor ve sözlerine şöyle devam ediyor: Özellikle çocuklarımızın heveslendiği, istediği, ilgi gösterdiği her tür çalışmayı ya da çabayı yetenek olarak tarif etmek yanlıştır. Yetenekten bahsetmek için bütün bunlardan farklı başka şeyler olması lazım. Yetenek olmadan da ilgi ve istekle çok başarılı sonuçlar almak elbette ki mümkündür. Ancak eğer yetenek varsa o yapılan çalışma farkıyla kendisini ortaya koyar ve benzer çalışmalardan hemen bu farklılığıyla ayrılır. İşte BU FARKIN ADI YETENEKTİR. Aslında YETENEK; HERKESİN YAPABİLECEĞİ ŞEYLERİ HERKESTEN FARKLI YAPABİLMEK BECERİSİDİR. Bilinmelidir ki her çocuk, doğuştan en az bir konuda yetenekli olarak dünyaya gelir. Bütün mesele çocuğun hangi konuya karşı ilgili ve yatkın olduğunu doğru olarak anlayabilmektir. Eğer sağlıklı ve yeterli şartlar oluşturulmamışsa ve çocuğun hangi alanda yetenekli olduğu anlaşılmazsa, hem doğuştan getirdiği yeteneği hem de varsa çocuğun konuya olan ilgisi kaybolup gidecektir. Dolayısıyla anne-babaların görevi çocuğun yetenek ve becerilerini işler hale getirmek, yani gün ışığına çıkartmaktır.
|
|
| Özgüvenli çocuklar yetiştirmek |
|
Pediatri Bölümü Pedagog Güzide Soyak: Her anne-baba çocuğunun kendine has kimliğinin olmasını ve özgüveninin gelişmesini ister. Duygusal ve sosyal olgunluğunun gelişmiş olması kendisin ve başkalarının sınırlarını bile, iletişim becerilerinin yeterli ve uyum becerisinin yüksek olması, eleştirilere açık ve çözümler üretebilecek gelişmişliği sağlamak için birçok noktaya özen göstermek gerekir. Birçok anne-baba sınırsızlığı davranış kontrolünde zorlanmayı özgüven ile karıştırmaktadır.
|
|
| Çocuğum büyüyor ama konuşmuyor |
|
Memorial Ataşehir Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü’nden Doç. Dr. Yezdan Fırat, çocuklarda gecikmiş konuşma hakkında bilgi verdi ve anne babalara tavsiyelerde bulundu. Gecikmiş konuşma bir çocuğun yaşıtlarıyla benzer konuşma becerilerini sağlayamaması olarak tanımlanabilir. Bir çocuk yaşıyla uyumlu beklenen konuşmayı sağlayamıyorsa bu bir “konuşma bozukluğu” olabilir, veya “gelişimsel dil gecikmesi” olabilir. Herhangi bir organa bağlı olarak konuşmada bozukluk olmasına “organik konuşma bozukluğu”, herhangi bir organda bozukluk olmadan ortaya çıkan duruma “işlevsel konuşma bozukluğu” denir.
KONUŞMA BOZUKLUĞU KULAK BURUN BOĞAZ KAYNAKLI OLABİLİR Bir çocukta konuşmanın olabilmesi için dil (lisan) becerisi gelişmiş olmalı, ses üretimi yapılabiliyor olmalı ve konuşma işlevini yerine getirecek organlarda bozukluk olmamalıdır. Bu durumda zekâ, işitme, görme, ağız boşluğu, üst hava yolları, akciğerler ve bunları besleyen sinir sistemi ve kas sisteminin doğal olması gerekir. Bu nedenle gecikmiş konuşması olan bir çocukta konuşma bozukluğu varlığının belirlenmesi için göz, kulak burun boğaz, beyin, sinir sistemi ve kas- iskelet sistemi problemleri araştırılmalıdır. Konuşmada gecikmenin en önemli nedenlerinden biri işitme azlığı olmasıdır. İşitme azlığı doğumsal olabileceği gibi sonradan kazanılmış da olabilir. Çocuk daha önceden duyarken yeni başlayan bir işitme azlığı olabilir. Çocuğun yüksek sesleri duyması, bazı sesleri (sadece pes sesler, sadece tiz sesler) duyması o çocukta işitme kaybı olmadığını göstermez ancak konuşmanın başlamamasına neden olabilir. Bu nedenle konuşmasında gecikmeden şüphelendiğimiz çocukta detaylı bir işitme değerlendirmesi yapmak esastır. Edinsel (sonradan olma) işitme kaybının en sık nedeni sık üst solunum yolu geçiren çocuklarda orta kulak havalanmasının bozulmasıyla ortaya çıkan durumlardır. Bunun yanında fark edilmeyen bir (submukozal) damak yarığı, dil bağı varlığı gibi ağız içi problemleri de geç konuşma veya konuşma bozukluğu yapabilir. KBB, çocuk nörolojisi ve çocuk psikiyatrisi, bu çocuklardaki patolojiyi ortaya koymak için birlikte çalışır. Organik bozuklukların olmadığı saptanan çocukta problem işlevseldir. Sorun işlevsel konuşma bozukluğu olabilir veya gelişimsel dil gecikmesi olabilir. İşlevsel (fonksiyonel) konuşma bozukluğunda ise herhangi bir organik neden yoktur. Bu durumda da en çok psikiyatrik rahatsızlıklar araştırılmalıdır
|
|
|
|
|
|
|
|
JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL |