| Hastayız, hasta! | ||||
|
|
Sormayın bu aralar halimizi… ![]() Evde kime dokunursanız bin ahhh işitiyorsunuz. Herkes hasta… Geçen pazar gecesi, yani tam da okulların açılacağı sabaha günü yetiştirmeye çalışan gece Arda hastalandı. Saatler tahminim 02:00’yi gösterirken cılız bir ses: “anne karnım ağrıyor” “Başına neler gelebileceğini önceki tecrübeleriyle tahmin eden” ben; hadi koş banyoya dememe rağmen sesimdeki hızı, hareketlerime yansıtamadığım için olan oldu. Arda odanın ortasına kusuverdi. Bir an da üzerinizdeki bütün uyku rehavetini ortadan kaldıran bu hareketle sabaha kadar vaktimin nasıl geçeceğini de anlamış oldum. Sabaha kadar süren kusma ve ishal atakları Arda’yı perişan etti. Ona ne olduğunu anlamaya çalışan ben de bir yandan rahatlatıcı uygulamalar yapmaya çalışırken, bir yandan hijyen sağlamaya çalışarak sabahı sabah ettim. “Eğer öğlene kadar kusması kesilmezse doktora gitmeli” diye düşünerek 10 yıllık anne tecrübesiyle evde yapılabilecek her tedaviyi uyguladım. Vücudun su kaybını önlemek için alabildiği kadar sıvı vermeye gayret ettik ama kendini kaybetmiş midede su tutmak ne mümkün! Arda yarım bardak içiyor, bir bardak çıkarıyor. Neyse sonunda tedavi etkisini göstermeye başladı ve kusma bitti, ishal şiddeti azalan oranda devam… biraz ateş ve terleme, bol miktarda halsizlik ile pazartesi gününü bitirdik. Sorunsuz bir gecenin ardından karşıladığım Salı sabahı tam bir ohhh çekecekken, o da ne! Bana bir şeyler oluyor. Zaten Arda’yı evde bırakıp işe gitmeye gönlüm el vermiyordu. Bu da üstüne tuz biber oldu. Salı gününü Arda bir koltukta yatarak, ben tuvalet yatak arasında koşuşturarak geçirdik. Bize bakmakta sevgili babaannemize düştü. Bu arada Arda’nın iki gün okula gitmemesine ve yanımda yatmasına “gücenen” Kardelen “Ben hasta olmak istiyorum” dedi ve isteği oldu. Salı gecesi saatler yine 02:00’ı gösterirken pıtır pıtır tuvalete koşan bir ayak sesi ardından bir inleme… Kardelen lavabonun önünde, babası başında hali hazırda gelecek fırtınayı bekliyorlar. İki gece öncesi ile aynı senaryo tekrar yaşanıyor. Tek fark bu sefer batan yer halı değil, yatak… Kardelen alerjik bünyeli bir çocuk olduğu için 3-7 yaş arasında yılın belli dönemlerinde akşamları aynı saatte öksürüğe ve arkasından kusma nöbetlerine tutulduğu için, ne zaman kusacağını, hangi belirtilerinin sadece ağrı ve bulantı, hangi belirtilerinin kusma habercisi olduğunu Arda’dan daha iyi biliyor. Yani daha deneyimli… Çarşamba gününü de Arda ve Kardelen evde nekahette, ben işte dergiyi yetiştirme telaşı ve karın ağrıları ile bitirdik. Perşembe Arda okula gitti, Kardelen’e bir gün daha dinlenme zamanı tanıdık. Ve bugün… Cuma. Evli evinde, köylü köyünde… Yani herkes olması gereken yerde. Geride tek bir soru. Ne oldu bize? |
| Son Güncelleme ( Perşembe, 27 Mayıs 2010 12:10 ) |






