| Normal doğum artık daha fazla tercih ediliyor |
|
Doğum yaklaştıkça anne adaylarını en çok düşündüren konulardan biri de doğumu nasıl yapacağı sorusudur. Anne adaylarının sezaryen mi yoksa normal doğum mu yapacaklarına ilişkin karar süreçlerinde en önemli yardımcıları hekimleri oluyor. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Nuri Ceydeli, anne adaylarının karar verme sürecinin nasıl olması gerektiği hakkında bilgiler verdi.
Uzun maraton bitmek üzeredir ve anne adayının doğumun nasıl gerçekleşeceği yönünde bir karar vermesi gerekiyor... Bu zor karar verilirken, doğum tecrübeleri, yakın çevrenin aktardıkları, gebeliği takip eden hekimin tecrübesi ve önerileri gibi birçok faktör etkili oluyor.
|
|
|
Anne adayının son adet tarihinin ilk gününden itibaren başlatılmak kaydıyla 40 hafta süren gebelik sürecinde, doğum eyleminin 37. gebelik haftasından önce olması durumuna preterm doğum denir.
Gebelik sürecinin kötü bir sürprizi olabilen erken doğum sıklığı % 5-10 arasında verilmekte, ne var ki günümüzdeki tüm tıbbi gelişmelere rağmen sıklığı azaltılamamakta hatta tam tersine artış göstermektedir.
Op. Dr. Evrim Aksoy: "Prematürite, maalesef bebek için ciddi bir risk durumu olup birlikte ortaya çıkan komplikasyonlar ölümcül olabilmektedir."
|
|
| Normal doğum mu, sezaryen mi?
Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Banu Göker Özdemir, doğum şekilleri ve bu konuda son kararı kimin vermesi gerektiği hakkında bilgi verdi.
“Doğum ne şekilde gerçekleşmeli?” sorusuna “Anne karar verir” ya da “Bu konuya kesinlikle doktor karar vermelidir” demek yanlıştır.
Doğum şekli konusundaki son kararı kim vermelidir? Gebelik süresince anne adaylarını en çok endişelendiren ve kafalarını en çok karıştıran durum, doğumun ne şekilde gerçekleşeceği konusudur. Özellikle günümüzde anne adaylarının internet gibi platformlarda çok daha fazla bilgiye kolayca ulaşabilmesi, bu soruyu cevaplanması daha da zor bir duruma sokmaktadır. Ancak bu bilgi yoğunluğunda en önemli konu, yeterli ve doğru bilgiye ulaşabilmektir. Her iki doğum şeklinin de kendi içerisinde artı ve eksileri bulunmaktadır. Öncelikle tamamen fizyolojik bir yol olan normal doğum tercih edilmeli, ancak tıbbi açıdan mutlaka hasta bazında bu artı ve eksiler de değerlendirilmelidir.
|
|
| Bebeğim erken mi doğacak? |
|
| Erken doğum hamilelik sürecinin kötü bir sürprizi olarak tanımlanabilir. Yapılan araştırmalar erken doğumun %5-10 oranında yaşandığını ve tüm tıbbi gelişmelere rağmen bu oranın azaltılamadığını göstermekte. Peki bunun nedeni nedir? Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Evrim Aksoy erken doğumun nedenleri hakkında bilgiler verdi. Op. Dr. Evrim Aksoy: “Erken doğum; anne adayının, son adet tarihinin ilk gününden itibaren başlatılmak kaydıyla, 40 hafta süren hamilelik sürecinde, doğumunun 37. gebelik haftasından önce olması durumudur.” diyor ve sözlerine şöyle devam ediyor: Prematürite, maalesef bebek için ciddi bir risk durumudur. Ortaya çıkan komplikasyonlar da ölümcül olabilmektedir. 22–23. gebelik haftalarında doğan bebeklerin yaşam şansı, gelişmiş ülkelerde bile %20’lerde verilmektedir. Ülkemizde bu oran daha da düşüktür. 28. gebelik haftasına doğru ilerledikçe yaşam şansı artmakta, olabilecek komplikasyonların görülme oranı ise düşmektedir.
|
|
| Doğum sonrası depresyon sinsice gelişiyor |
|
| Doğum sonrası annenin vücudunda ve hayatındaki değişiklikler beraberinde birçok psikolojik sorunları da doğuruyor. Psikiyatri Uzmanı Dr. Aysun Genç Dişcigil, birçok annenin, Doğum Sonrası Depresyon(DSD)’ye girdiğini söyledi. Kadınların doğum sonrası ilk yıl içinde psikiyatrik hastalıklar açısından risk altında olduğuna dikkat çeken Dişcigil, “Genelde DSD’nin belirtileri doğum sonrası ilk 4 haftada ortaya çıkıyor. Bazı kadınlarda ise haftalar, aylar hatta yıllar sonra daha sinsi bir şekilde başlıyor” dedi.
|
|
|
|
|
|
|
|
JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL |