Anne Bebek Mağazaları 2.şubesini Açıyor

ADRES: Batıköy Mah. Mustafa Kemal Bulvarı Colorist Residence A Blok No:4 Mimaroba-Büyükçekmece Tel: 0212 863 68 ...

Harvey Karp'tan bebeği sakinleştirme yolları

Ünlülerin doktoru Harvey Karp’tan ağlayan bebeği susturma yollarıGelişimsel pediyatrinin son 25 yıldır öncü isimlerinden Dr. Harvey Karp, teknikleri ve bebeklere yaklaşımıyla uluslar arası alanda tanınan bir isim. Madonna, Michelle Pfeiffer ...

Obeziteyi çocuk hekimleri tespit etmeli

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Çocuk Gastroentroloji, Hepatoloji ve Beslenme Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Mahir Gülcan ve Uzman Diyetisyen Binnur Okan çocuklarda obezite tedavisi konusunda bilgiler verdi. Yeditepe Üniversitesi Hastanesi çatısı altında ...

Burun damlası kullanırken dikkat!

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Yavuz Selim Pata, bilinçsiz şekilde kullanılan burun damlaları hakkında uyardı. “Aylarca hatta yıllarca kullanılan burun damlalarının çoğu en fazla 15 ...

Aşırı sıcaklara dikkat!

Aşırı sıcaklar anne adaylarında ciddi riskler oluşturabilir!Hamilesiniz ve önünüzde sizi muhteşem bir 40 hafta var. Bu tecrübesini öğrenirken de dikkat etmeniz gereken sayısız konu var. Özellikle hamileliğini yaz aylarında geçiren ...

Karı-kocalık ilişkisi çocuk gelişimini etkiler

Uzman Psikolojik Danışman Seçil Özbeklik: Toplum olarak çocuk gelişimi konusunda temel bazı bilgi eksikliklerimiz ve yanlış inançlarımız bulunmaktadır. Bu yanlış inanışlardan birincisi bazı annelerin, eşleri yeterince iyi bir baba olamasa ...

http://www.annebebek.com.tr/components/com_gk2_photoslide/images/thumbm/473145acilis_ab.jpg
http://www.annebebek.com.tr/components/com_gk2_photoslide/images/thumbm/756947harvey_karp.jpg
http://www.annebebek.com.tr/components/com_gk2_photoslide/images/thumbm/862432obezite_erken_tespit_edilmeli.jpg
http://www.annebebek.com.tr/components/com_gk2_photoslide/images/thumbm/260070burun_damlasi.jpg
http://www.annebebek.com.tr/components/com_gk2_photoslide/images/thumbm/365765asiri_sicaklara_dikkat.jpg
http://www.annebebek.com.tr/components/com_gk2_photoslide/images/thumbm/140236kari_kocalik_iliskisi_cocuk_gelisimini_etkiler.jpg
News Image

Anne Bebek Mağazaları 2.şubesi

...

News Image

Harvey Karp'tan bebeği sakinle

Ünlülerin doktoru H...

News Image

Obeziteyi çocuk hekimleri tesp

...

News Image

Burun damlası kullanırken dikk

...

News Image

Aşırı sıcaklara dikkat!

...

News Image

Karı-kocalık ilişkisi çocuk ge

...

http://www.annebebek.com.tr/components/com_gk2_photoslide/images/thumbm/286101agustos_sayisi_cikti.jpg
http://www.annebebek.com.tr/components/com_gk2_photoslide/images/thumbm/909259bu_ay_dergide_neler_var.jpg
http://www.annebebek.com.tr/components/com_gk2_photoslide/images/thumbm/337667kitapcik.jpg
thumbnailthumbnailthumbnail
Eğitim özel ama çocuk her zaman çocuk
Aslıhan Gündüz tarafından yazıldı.    PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Hayatın içinde bizlerle birlikte olan ama dünyaları farklı bizimle nasıl iletişime geçeceklerini bilmeyen özel çocuklar. Toplumdaki bilinç eksikliği, ailelerdeki bilgi yetersizliği ve destek alamamanın sonucu çoğu zaman dört duvar arasında tutulan en temel haklardan mahrum bırakılan masum çocuklar. Onlar için acıma duygusu beslemeden, sadece insan ve çocuk oldukları gerçeğiyle hareket etmek ve yaşama tutunabilmeleri için gereken desteği sunmak çok mu zor.. Aslında değil. Yeter ki isteyelim, bilinçlenelim, eğitimin önemine ve onlara inanalım. Bu dosya da onlara inanan insanların mücadelelerine yer veriyoruz.

Çocuk olduklarını asla unutmayın!

Çiğdem Buzul Danışmanlık 2005 yılından beri özel eğitim ve dil terapisi konusunda hizmet veren bir kurum. Merkezin kurucusu ve yöneticisi olan Çiğdem Hanım ve ekibinden bilgiler aldık.   

Hangi yaş aralıklarına, hangi alanda eğitim veriyorsunuz?

Temelde her yaş grubuna.  Zihinsel Engelliler, Otizm, Down Sendromu, genetik bozukluklar, öğrenme güçlüğü, dikkat dağınıklığı, davranış bozukluğu alanında çalışıyoruz. Konuşma bozukluğu alanındaki hastalarımız ağırlıklı olarak çocuklardan oluşuyor. Geç konuşma, Otizm, Zihinsel Engellilik, genetik bozukluklar, kekemelik gibi..

Erken tanı ve teşhisin önemi nedir?
Tanı ve tedaviye ne kadar erken başlanırsa o kadar iyidir. İleride oluşabilecek akademik başarı, özgüven, öğrenme, davranışlarla ilgili boşlukları ne kadar önce kapatabilirsek o kadar iyi. Çocuklar eğitime ne kadar erken ve yoğun başlarlarsa o kadar hızlı öğreniyorlar. Geç kalınırsa alttaki bir takım eksiklikleri tamamlamamız, üstüne yeni şeyler koymamız, çevresiyle uyum sağlamamız daha çok zaman alıyor.

Anneler bu konuda neye dikkat etmeli?

Eğer çocuklarında bir sorundan şüpheleniyorlarsa önce bir çocuk psikologuna, çocuk nörologuna götürülmesi gerekiyor. Çünkü bizler tanı koyan kişiler değiliz. Bunun altını çizmek istiyorum. Hatalığın tanısını koymak doktorların işi.. Biz tanı alındıktan sonra kişiye uygun gördükleri eğitim alanlarını ve konuşma terapisini veren uzmanlarız. Bu uzmanlar çocukta neye, ne kadar ihtiyaç var, ne zaman başlanmalı gibi soruların cevabını verebilecek kişiler.

Eğitimleriniz bireye yönelik mi yoksa standart bir eğitim mi uyguluyorsunuz?

Bireye yönelik, birebir çalışmalar yapıyoruz. Grup eğitimi vermiyoruz. Çocuğun özel eğitime veya konuşma terapisine ihtiyacı tespit edildiyse bunu aileyle birlikte değerlendiriyoruz. Gerekli bilgileri alıyoruz. Çocuğa yönelik gözlemlerde bulunuyoruz. Gözlem ve değerlendirmelerimizi zamana yayıyoruz. Bu değerlendirmeyi yaparken formal ve informal yöntemler kullanıyoruz. Her iki alanda da yurtdışından getirdiğimiz yöntemleri kullanıyoruz.
Bireyin öğrenme şekline göre eğitim belirliyoruz. Bireysel eğitimler çok önemli. Standart bir eğitim uygulamıyoruz. Çocukları tanımak, onların özelliklerinin farkına varmak bu sürecin en önemli parçalarından biri. Çocuk olduklarını asla unutmamak çok çok önemli.

Toplumumuzda zihinsel engelli çocuğa sahip olmak korkulan bir durum. Aileler bu konuda yetersiz. Bu konuda ailelere yaklaşımınız?
Her şeyden önce vurgulamak istediğimiz bir şey var.  Öncelikle çocuğunuzu tanıyın. Bir çocuğunuz var ve siz bize katılmazsanız yol alamayız. Zaten çocukların aileleri ne kadar durumun farkındalarsa ve eğitime katılabilirlerse istediğimiz noktaya daha kolay ulaşabiliyoruz. Biz burada bireysel seanslar yapıyoruz. Onun dışında çocuk ailesinin yanında yaşıyor. Anne baba çocuğuna ne kadar sahip çıkarsa, ailenin çevresindeki insanlarda çocuğa karşı ne kadar bilinçli olurlarsa eğitim daha hızlı ilerliyor ve daha kaliteli oluyor.

Bu alanda verilen hizmetlerde gördüğünüz eksiklik ve hatalar var mı?
Türkiye’de bu alanda hala kimin ne iş yaptığı tam olarak net değil. Meslek ve kişi tanımı konusunda çok büyük sıkıntı yaşıyoruz. Hiç kimse hiç kimsenin işini üstlenmemelidir. Tersi durum yarardan çok zarar getirmekte.  Siz burada bir şey söylediğinizde diğeri başka yada tam tersini söylüyor. Bu durumda ortaya büyük bir karmaşa doğuyor. Burada önemli olan çocuk. Ve ailelerin maddi ve manevi zaman kaybetmemeleridir.
Testler, materyaller ve uzman kişi açısından çok eksiğimiz var. Bu alanda uzman olanlarda birbirlerini, pek fazla desteklemiyorlar. Çok farklı gruplardan insanlar bizim işlerimizi yapabiliyor. Bu konuda aileler çok bilinçli değiller. Çocuklarını uzman kişilere teslim ettiklerini, sanıyorlar. Ailelerin uzmanların geçmişlerini çok iyi sorgulamaları gerekiyor.


Zamanında doğru yere gelmek gerek
Ebru Şimşir. Otizm tanısı konulan 10 yaşındaki Baybora’nın annesi..
Bir buçuk yaşından sonra terslik hissetmeye başladım. Tam teşhis 22 aylıkken koyuldu. Sorunu yaşıyor ama hastalığın adını koyamıyorduk.
Geriye baktığımda basit gibi görülse de yaşarken oldukça zordu. 1,5 yıldır rahat ettiğim için öncekilerini sanki başka biri yaşamış gibi geliyor. Çocukla iletişim kuramamak, ne anladığını bilememek çok zordu. Sürekli eğitimlere getiriyordum ama geri dönüş alamıyordum. Sadece ihtiyaçları doğrultusunda sizinle iletişime geçiyor, özel hiç bir şey göstermiyordu. Aldığı özel eğitim ve konuşma terapisi sonuç vermeye başlayınca çok ciddi bir faydasını gördüm. Zamanında ve doğru yere geldiğinde çok güzel geri döndü.

Okuldaki başarısı iyi ama henüz göstermiyor. Eğitmenlerinin yaptığı çalışmada ortaya çıktı. Oğlum okumayı yazmayı öğrenmiş biz farkında değiliz. Saat kavramını öğrenmiş. Ben 1, 2, 3 diye öğretmeye çalışırken O toplama, çıkartma ve bölmeyi öğrenmiş.  Sadece yuvaya gidiyordu. Özel eğitim alıyordu ama bunlar çocuğa sunulmamıştı. Şunu gördüm; Otizm asla öğrenememe sorunu değil. Bildiklerini çıkartmak istemiyor da diyemeyeceğim sadece yol bulamıyor. Özel eğitimle çocuğumu kazandım.

Nedeni bilinmeyen tek çaresi eğitim olan bir rahatsızlık
Berrin Ergin. 8 yaşındaki otistik Ece’nin annesi..
Ece 3 yaşından beri özel eğitim alıyor. 1 bucuk yaşında anladım. İkizi var.  2 tane çocuk olunca fark ediyorsunuz. Biri bazı şeyleri yaparken diğeri yapmıyor. Tepkileri çok geçti.  Ben şüphelendim ama otistik olduğunu bilmiyordum. Daha doğrusu otizmin ne olduğunu bilmiyordum. Eşime söyledim. Kabul etmedi. 2 yaşında doktora götürdüm. Doktor hemen eğitime başla dedi. Hemen başladık. İlk zamanlar çok yoğundu eğitimler. Çünkü ne kadar çok eğitim olursa o kadar çok adapte oluyor.  Hiç konuşamayan bir çocuktu. Tek tekte olsa kelimeler başladı. Cümlelere başladık. İsterse çok düzgün konuşuyor İngilizce bile cümleler kuruyor. Ama bu eğitimle olan bir şey. Otizm ticaret kapısı oldu. Her önüne geçen otizm merkezi açıyor. Doğru düzgün eğitim almayanlar bile açıyor.
Tek hedef çocuğunuzun düzelebileceği kadar düzelmesidir. Şunu kabul etmek gerek kesin tedavisi yok. Ne kadar çok eğitim o kadar düzgün yaşam Nedeni bilinmeyen tek çaresi ise eğitim olan bir rahatsızlık. Tek hedefimiz hayatını idame ettirebilecek yetileri kazanması.


MEHTAP YILMAZ Zihinsel Engelliler Öğretmeni
Özellikle otistik olan çocuklarla çalışıyorum iletişim ve akademik becerileri üzerine. Zaten otizmde gelen problem iletişim problemidir. Oyunla, ikili yada üçlü iletişim kurmaya çalışıyoruz. Otistik çocuklar aslında her şeyi biliyorlar fakat nasıl ortaya çıkaracağını bilmiyorlar.  Bu çocuk nasıl iletişim kuracağını bilmediği için birçok bilgiyi nasıl ortaya koyacağını da bilmiyor. Bilginin yararlı olup olmadığını da bilmiyor. Tüm bunları iletişim yoluyla ortaya çıkarıyoruz.

Özel eğitimde eğitim bütündür.  Okulda, özel aldığı eğitimde, ailede, tamamen her yede uygulanması gerekir. Biz ailelerle her zaman iletişim içindeyiz. Muhakkak bizim gösterdiğimiz iletişim problemleri aynı şekilde evde uygulanmalı. Diğer türlü yol kat edemiyoruz. Burada yapılanla evde yapılanın aynı olması çok önemli.


ERDİ KANBAŞ özel eğitim uzmanı
Üç yaş ve üstü özel eğitime muhtaç ve otistik çocuklara eğitim ihtiyaçlarına uygun eğitim veriyoruz. Bu çocuklar tıbbi ve psikolojik desteği ne zaman alıyorlarsa o zaman eğitime başlamaları ama mümkün olduğunca erken olması gerekir.

Çocuğun özelliklerini ve ilgi ihtiyaçlarını göz önüne alıyoruz. Çocukların bireysel farklılıklarını göz önünde bulundurularak eğitimine başlıyoruz. Ortaya koyduğumuz amacı veya gereksinimi en kısa ve etkili biçimde öğrenebilmesi ve çocuk bunu öğrendikten sonra günlük yaşamda nasıl uygulayacağı çok önemli. Bu doğrultuda tespitler ortaya koyuyoruz. Bunun için çocuğa özel hazır materyaller gerektiğinde ise eğitimcinin hazırladığı materyalleri kullanıyoruz.


Özel eğitim süreklilik ister
Gülen Yüzler Özel Eğitim Merkezi 2005 yılından beri özel ve eğitilebilir çocuklara eğitim veriyor. Psikolog ve kurucu Gökçe Erel Emektar, kurum müdürü Sevgi Güngör, özel eğitim uzm. ve zihinsel engelli öğretmeni Hüseyin Bilgin, özel eğitim uzmanı Ahmet Topaloğlu ile görüştük.


Gökçe E. Emektar: Milli Eğitim’e bağlı olduğumuz için rehberlik araştırma merkezlerinden öğrenciler yönlendiriliyor. Bu kurumlarda ailelere eğitim merkezlerinin isimleri verilir aile hangisine gitmek isterse bizlere ulaşır. 6 aylık bebekte var 35 yaşında zihinsel engelli birey de var eğitim verdiğimiz.

Ahmet Topaloğlu: Ailede çocukta bir farklılık görerek gelebiliyor. Danışmak amacıyla geldiklerinde de biz yardımcı oluyoruz. Hastanede yönlendirebilir.

Farklı yaş grubuna göre nasıl bir eğitim vereceğinizi ne belirliyor?
Gökçe E. Emektar: Değişik yaş gruplarını kapsayan testler var. Rehberlik araştırma merkezinden bize belli bir raporla ve tanıyla geldiklerinde ihtiyaç duyulan eğitimi veriyoruz.

Ahmet Topaloğlu: Elbette bir müfredat var ama çocuğun yada bireyin eksikliklerini tamamlamaya çalışıyoruz. Örneğin; 10 yaşında iki otistik çocuğa aynı eğitimi veriyoruz diye bir şey yok. Zeka, gelişim ve bedensel durumuna göre eğitim seçenekleri var. Bireysel farklılıklarına göre alacakları eğitimi belirliyoruz.

Hangi çocuğa hangi eğitim?
Hüseyin Bilgin: Her insan eğitilebilir. Olaya özel eğitim bazında baktığınızda da bu çocuklar bulundukları noktadan biraz daha ileriye taşınabilir. “Bu çocuktan bir şey olmaz, eğitilemez” anlayışını artık dünya terk etti. Bizim de bırakmamız gerekiyor.
Örneğin; çocuk bize Otizm tanısı ile geliyor. Biz rapora, çocuğun, ailenin öyküsüne ve çevrenin etkisine göre çocuk hakkında aşağı yukarı bir bilgi sahibi oluyoruz.

Her özel eğitim çocuğu farklı bir dünya. Hastalık tanımlaması aynı olsa da her çocuğun içinde farklı bir değer olduğunu kabul etmek ve bu farklılığı ön plana, ortaya çıkarmak ve tamamen o çocuğa göre bir eğitim planlamak gerekiyor. Özel eğitimde de temel gerçek budur.


Gökçe E. Emektar: Mutlaka ailenin desteklenmesi gerekiyor. Ailenin çocuğu kabul ya da reddedişi çok önemli. Psikolojik olarak desteklenmek zorundalar. Çünkü burada çocuğun yaşadığı temek problem ilişki sorunu.. Çocuk iletişim kuramıyor burada yapılan en önemli şey onun iletişim kurabilmesini sağlamak.

Ailelere bu konuda nasıl yardımcı oluyorsunuz?
Sevgi Güngör: Aileler eğitimin bir parçası. Üç ayaklı sehpanın bir ayağı. Okul aile çocuk çok önemli. Klinik psikoloğumuz ailelere ihtiyaç duyduklarında ve belli rutinlerle görüşüyorlar. Ayrıca bizler aileye birebir bilgi veriyoruz. Derslere giren öğretmen arkadaşlarımda çocuğun gelişim ile ilgili onlara bilgi veriyorlar.

Bu öneriler daha çok yaşamsal bilgiler mi?
Hem yaşamsal hem teorik.. Yani okulda ne yapıyorsa evde de devam etmesi bakımından onlara bilgi veriyorlar.

Ahmet Topaloğlu: Çocuğun otistik veya engelli olduğunu öğrendiği zaman aile büyük bir yıkıma uğruyor. Türkiye’de sistem olması gerektiği gibi işlemiyor. Size psikolojik destek sağlanmıyor. Doktor çocuğunuzun otistik olduğunu pat diye gereken bilgiyi vermeden söylüyor. Ailenin yaşadığı yıkıma müdahale edilmezse çok uzun bir süre aile kendini kapıyor, çocuğu reddediyor, inkar ve psikolojik problemler yaşanmaya başlanıyor. Aileye destek bu amaçla da çok önemli. Birincisi; aileyi bu psikolojiden kurtarmak gerekiyor çocuğu kabul etmesi sağlanmalı. İkincisi; çocuğu kabullenen aileyi eğitip, çocuğu kurtarmak gerekiyor. Aile desteği özel eğitimde ertelenebilecek bir şey değil.

Hüseyin Bilgin: Özel eğitimde olmazsa olmaz kural; eğitimin sürekliliğidir. Biz bu sürekliliğe bir noktadan sonra yetemeyebiliriz. Bu yüzden aileyi bu sürece mutlaka katmamız gerek. Diyelim ki çocuk kuruma geldi 1-2 saat eğitimini aldı. Çocuğa yakın olan kişilerin evde okulda öğrenilenleri tekrar ettirmesi gerekir ki eğitim pekiştirilsin, daha kısa ve etkili olsun.

Tabi bizim toplumumuz bu sürece ne kadar hazır da tartışılır? Bu noktada kurumlara büyük ve ciddi görev düşüyor. Milli Eğitim Bakanlığı da bu konunun farkına varmış olacak ki kurumlara çocuğun ailesine de destek olunması ve eğitim verilmesi yönünde programlar oluşturmasını söylüyor.

Bazen evden çıktığımda gözlem yapıyorum. “Bugün kaç kişi zihinsel engelli olmayı küfür olarak kullanacak” diye. Çetele tutuyorum. Otobüste, haberlerde, dizilerde, siyaset adamı yada vatandaş günlük yaşamında küfür olarak kullanıyor. Zihinsel engelli insanlar engelli grubunda kendilerini ifade edemeyen, haklarına sahip çıkamayan kısmı oluşturur. Hiçbiri çıkıp “siz niye bu sıfatları küfür olarak kullanıyorsunuz bize hakaret ediyorsunuz?” demez bu yüzden bu sorumluluk bize düşüyor. Ben 30 senedir bu çocuklarla iç içe olduğum için kendimi onlara sorumlu hissediyorum.

Ahmet Topaloğlu: Ailelerin çocuklarında dikkat etmeleri gereken noktalar var. Çünkü erken yaşta müdahale ettiğimizde o çocukların yaşamlarının tamamen düzelmesine kadar gidebilecek bir yol alıyoruz. 0-5 yaş önemli kritik bir süreç, kaçırmamak gerekiyor. Göz kontağı kurmamak, iletişime geçmemek, geç konuşmak, geç yürümek, tepki vermemek bunlar baştaki belirtiler oluyor. Daha sonra özellikle okulda birinci yılın sonunda yada ikinci sınıfta hala okuma yazma öğrenememesi.. Erken tanı, erken doğru tedavi ve ailenin katılımı ile çocuklar yaşama katılıyor.   


Anneler her zaman haklıdır
2003 yılından beri hizmet veren Yaman Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi kurucusu Ülger Yaman’dan bilgiler aldık.


Hizmet yelpazemiz oldukça geniş. Birçok anlamda akranlarından farklı çocuklara hizmet veriyoruz. Bunlar; otistik, eğitilebilir zihinsel yetersizliği olan, dikkat eksikliği hiperaktivite sorunu olan, davranış bozukluğu olan, fizyoterpiye ihtiyacı olan, öğrenme bozukluğu olan çocuklar. Akranlarından hangi şekilde farklılık gösteriyorlarsa ona göre bir eğitim programı oluşturulup devam ediyoruz.

Aile çoğunlukla doktorlardan bilgi alıyor ilk etapta. Sonrasında eğer doktor yönlendirmemişse rehberlik araştırma merkezlerinde rapor almaya gittiklerinde yada sınıf öğretmeni fark ettiğinde yönlendiriyor.

Erken tanı çok önemli. Çünkü çocuğun yaşıtlarıyla arasındaki fark çabuk saptandığında özellikle Otizm Spekturum bozukluğu olan çocuklarda iyileşmeden söz edebiliyoruz. Daha çabuk yaşıtlarını yakabiliyorlar. Erken eğitime aileleri de katarak sürece katarak işi hızlandırmış oluyoruz. Bütün gelişim alanlarında konuşma dil ve zihinsel sosyal ve motor alanlarında çocuk ekstra bir destek almış oluyor ve bu onun hayattaki geri kalmışlığımı hızlandırıyor.

Bu çocuklara verdiğiniz eğitimde neleri hedefliyorsunuz? Bazılar için akademik başarı bazıları için yaşamsal beceri mi?
Aynen öyle çocuğun mevcut olan performansını en üst düzeye çıkararak ve en az kısıtlayıcı ortamda akranlarıyla kaynaşmasını sağlamak. En az kısıtlayıcı ortam bazı çocuklar için normal sınıf, bazı çocuklar için eğitim uygulama okulları, özel eğitim sınıfları, bazıları için normal ana okulları bazıları içinde yaşıtları ile birlikte kısacık alanlarda paylaşabilecekleri. Bizim için önemli olan çocuğun mevcut performansı. Tanısından ziyade o çocuk şu anda ne yapabiliyor. Ne yapabilir hedeflerimiz ne olmalı? Hedefleri saptarken elbette ailenin beklentilerini de göz önünde bulunduruyoruz ama aileyle ortak beklentilerde buluşmaya gayret ediyoruz. Çünkü bazen ailelerin beklentileri çok daha yüksek olabiliyor yada daha düşük.. Aynı yerden baktığımızda çocuk için en uygun hedefleri belirlemiş oluyoruz.

Ailelerin bu konuda bilinci ve yaklaşımı ne düzeyde?
Bu onlar için çok zor bir dönem. Bir ailenin kabul aşamasına gelmesi uzun bir zaman alıyor. Önemli olan eğitime inanmasını sağlamak.. Çünkü bu süreci kabul etmesini beklerken bu çocuk büyüyor ve kaybedecek zamanımız yok. Önce aileyi eğitime ikna etmeniz ve eğitim sürecinin içine almamız gerekiyor. Bir tarafta onu psikolojik olarak doldurmaya çalışıyoruz. Anne destek gruplarımız, paylaşım toplantılarımız, çocuklarının durumlarıyla ilgili sürekli olarak koordinatörlerimizin yaptığı eğitim toplantılarımız var. Aileler sürekli eğitimin içinde gerek kameradan izleyerek gerek birebir seanslarına girerek çocuklar için biz ne yapmaya çalışıyoruz? neler yapabiliyoruz? onlara göstermek gerekiyor. Çünkü çocuğunun yapabildiklerini gördüğünde onunla kendini daha iyi hissettiğini, kendisi ve çocuğu için daha bir savaşır olduğunu görüyoruz. Burada başarılı olmamızın en büyük nedeni ailelerimiz çünkü onlar eğitimin içinde.

Çocuğun okulu varsa okuluyla da görüşüyoruz. Rehber öğretmeni, müdür, sınıf öğretmeni ile yılda en az iki kere yüz yüze görüşme yapıyoruz. Değerlendirme raporlarını götürüyoruz. Bu raporlara göre orada bu süreçte neler yapabiliriz onlar ne yapabilir onları da desteklemeye çalışıyoruz.

Bu yıl terapi grupları oluşturduk. Annelerle çocuklarının dışında kendileri ile ilgili görüşülüyor. Çünkü anneler sürekli kendilerini erteliyor. Anneler diyorum çünkü %90 annelerin üzerinde yük. “O şunu öğrensin ben biraz daha iyi olacağım” ama bu doğru bir yaklaşım değil. Önce anneni iyi olması gerekiyor. Anne yoksa hiç kimse yok. Yıllar içinde bunu gördüm anne yoksa o çocuk için temel anlamda hiçbir şey yok. Önce anneyi tutmak, anneyi güçlü tutmak zorundayız.


Aileler nelere dikkat etmeli?
Özellikle otistik çocuklarda süreç biraz farklıdır. Her şey normal ve gelişimi akranlarıyla aynıdır. Ama sosyal iletişimde sorunlar vardır. Anne her zaman haklıdır. Anne çocuğunda bir farklılık gözlemliyorsa, %80 haklıdır. Bu gibi bir durumda çevre ne derse desin mutlaka bir uzmana başvurmak gerekiyor. Örneğin 2,5-3 yaşında bir çocuk hala konuşmuyorsa, yönerge almıyorsa, hala katı gıda yiyemiyorsa hala tuvalet kontrolünü öğrenmemişse, dirençleri varsa kaygılıysa bir yere gittiğinde anlamsız takıntılar gösteriyorsa çok zaman kaybetmemek gerekiyor. Erken tanı ve eğitim çocuğun ve annenin hayatını kurtarıyor.

İlk başvuracakları yer neresi?
İlk önce bir çocuk nöroloğuna ve çocuk psikiyatrisine gitmeleri gerekiyor. Ama çok doğru adreslere gitmeleri gerekiyor. Bu alanlar Türkiye’de çok doğru saptanmadığı için aileler paraları ve önemlisi zamanlarını kaybediyorlar. Bir üniversite hastanesine gitmelerini öneririm. 2006 yılından beri sosyal güvencesi olsun olmasın bütün çocuklar özel eğitim hizmetlerinden faydalanabiliyorlar.

Özel Eğitim çocukla yaşam arasındaki köprüdür
2004 yılından beri faaliyet gösteren Özel Altıntepe Rehabilitasyon Merkezi kurucusu Uzman Psikolog Nesrin Dosdoğru’dan bilgiler aldık.
   
Merkezin kuruluş nedeni doğumda beyin kanaması geçirmiş olan ikiz eşi oğlum Burak Dosdoğru'nun çok uzun yıllar sürecek bir özel eğitim desteğine ihtiyaç duymasıydı.
 
Merkezimizde özellikle özel eğitime ihtiyaç duyan, öğrenme güçlüğü, dikkat eksikliği olan. fiziksel gelişim basamaklarında yavaş yol alan ya da tek başına ilerleyemeyen, konuşma veya algılama güçlüğü yaşayan, Otizm görülen 0-25 yaş arası bireylere bireysel veya grupla eğitim vermekteyiz.
 
Özel Eğitim; bireyin kendi başına öğrenemediği temel yaşam becerilerini, bilimsel yöntem ve tekniklerle, belirli bir program çerçevesinde ona edindirmek için yapılan eğitimdir. Kişiye özeldir. Çünkü her bireyin algılama hız, kapasitesi veya yöntemi farklıdır. Bir çocuk görsel daha hızlı öğrenebilirken bir diğeri sadece yapıp uygulayarak öğrenebilir. O nedenle özel eğitimin merkezi çocuğun kendisidir.
 
Merkezimize daha çok okul öncesi dönem(0-6 yaş) ve okullu çocuklar(7-18) gelmektedir. Aileler bize çoğunlukla daha önceden çalıştığımız aileler aracılığıyla ulaşıyorlar ki bu da işin en keyifli kısmı..
 
Eğitimi verirken en sık karşılaştığımız ilk sorun; ailelerin var olan bir teşhis ve çocukta var olduğu çok net olarak görülen gelişim ve algılama problemlerine rağmen gerçeği kabulle ilgili yaşadıkları sıkıntılar. Aynı yaşantılardan geçmiş bireyler olarak biz kurumda bu basamağı ailelerin daha hızlı aşmalarına destek oluyoruz.
Süreçteki ikinci sorun Özel eğitimin kapsamını ve ne şekilde işe yarar olabileceğini ailelere anlatabilmek... Bazen birkaç ayda olsun bitsin yaklaşımları bazen de toparlandık artık tamam yorumları işimizi zorlaştırıyor. Ancak özel eğitim çocuğun gelişim basamaklarına yayılmalı ve çocuk bir sonraki zihinsel aşamaya kendi başına geçebilmeyi başarana kadar devam edilmelidir. Temel sorun unutulmamalıdır. Karşımızda kendisi için özellikle geliştirilmiş bir program olmaksızın bilgiye ulaşmakta zorlanan bir birey vardır. Biz onun bilgi ile arasındaki köprü görevini görürüz. Birey kendi köprülerini yapana kadar bu köprüleri kullanarak bilgiye ulaşır. Bu da onun zamanla yaşam kalitesini arttırır.
Ancak zamansız kesilen bir eğitim desteği işleri daha da zor hale getirebilir. Bireye kaplumbağa hızıyla ulaştırdığınız bilgiler, birey tarafından yaşama katılır hale getirilmeden eğitime ara verilirse, tavşan hızıyla ondan uzaklaşabilmektedir.
O nedenle özel eğitimde ailelerden yana  çok ihtiyaç duyduğumuz iki başlık var KATILIM ve İSTİKRAR! Çünkü çocuğun zaten eğitim sürecinde iken gerek kendi rahatsızlığından kaynaklı sıkıntılar, gerek psikolojik dirençleri ve sıkıntıları olabilmektedir. Bunlar da son derece doğal ve aşılabilen durumlardır. Ancak aşmak için her zaman ailenin katılımlı ve destekler tutumuna hem çocuk hem de biz eğitimciler olarak ihtiyaç duymaktayız.
 
Özel eğitime özellikle 0-2 yaş arası dönem kaçırılmadan başlanmalıdır. Bu dönem Erken Dönem Destek Programıdır.Bu dönem beynin temel şekillenme dönemidir.Ve çocuk hayata  ne kadar dezavantajlı başlamış gibi görünse de öngörülmesi mümkün olmayan olumlu sonuçlara ulaşılabilinmektedir.
 
Ben 29 haftalık, beyin kanaması geçmişi olan oğlum Burak’la bu basamakların hepsini sabır ve istikrarla geçmiş bir anne ve uzmanım. Doğduğunda baş hakimiyetinin gelişimine yönelik şüpheler taşıyordu. Beyin kanaması görme, hareket ve konuşma merkezlerine ciddi hasar vermişti. Biz inatla eğitsel desteğe devam ederek süreci yaşadık. Sürekli beyne uyarıcılar göndererek hayatımızı, evimizin dekorunu, renklerini yapılandırdık..
Oğlum şu an özel bir ilköğretim okulunda birinci sınıf öğrencisi. Okuma aşamasında. Alt ekstrimitelerindeki spastititesi devam etmekle beraber hayat kalitesi iyi durumdadır.
Ve bu durum sadece, emek, sabır ve istikrarlı bir  özel eğitimin başarısıdır.
 

Aslıhan Gündüz adli yazarin diger makaleleri:

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

AÇEV Anne Notları