| Vücudumuzu hormonların yönettiğini biliyor musunuz? |
|
Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Hasan Aydın, vücudumuzdaki tüm organların ve sistemlerin düzgün çalışmasının endokrin sistemin yani hormonların düzgün çalışmasına bağlı olduğunu dile getirerek, pek çok hastalığın tedavisinde endokrinoloji bilimdalının önemli bir rolü olduğunun altını çiziyor. Dr. Aydın, “Endokrinoloji gelişmeye çok açık bir bölüm. Her geçen yıl yepyeni hormonların keşfedilmesiyle, mevcut hastalıkların tedavisinde yeni yöntemler ve ilaçlar geliştiriliyor” diyor.
Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Hasan Aydın, endokrin sistemin yani hormonların vücudumuzdaki tüm sistemleri ve organları yönettiğini belirterek, vücudumuzun herhangi bir yerinde söz konusu olabilecek bir aksaklığın ya da bozukluğun hormonlarımızla yakından ilgili olduğunu ve hastalığın teşhisinde hormonal tetkiklerin yapılması gerektiğini ifade ediyor.
Hormonların belli organlar tarafından üretilen, kana salınan ve gidip başka bir dokuda etki eden maddeler olduğunu söyleyen Dr. Aydın, insan bedeninde hormon salgılayan pek çok organ olduğunu ifade ederek bunları şöyle sıralıyor:
|
|
|
|
| Dünya’da 250 milyon erkek cinsel fonksiyon bozukluğu yaşıyor |
|
|
Türkiye’de cinsel fonksiyona bozukluğu en çok Antalya, Gaziantep, Diyarbakır ve Ankara’daki erkeklerde rastlanıyor.
Dünya genelinde hali hazırda tedavi gören yaklaşık 250 milyon erkek sertleşme sorunu yaşıyor. Dünya’da 40 yaş üzerindeki erkeklerin yüzde 70’i cinsel fonksiyon bozuklukları ile karşı karşıya. Suç işleyen ve suça meyilli erkeklerin çoğunda cinsel fonksiyon bozukluğu tespit ediliyor. Türkiye’de ise en çok Antalya, Gaziantep, Diyarbakır, Ankara, Erzurum, Bursa, Çorum ve Konya’daki erkeklerde bu soruna rastlanıyor.
NORE Türkiye Temsilcisi Gökhan Sonbahar, ‘’Dünya genelinde 250 milyon erkek tekrarlayan sertleşme sorunları yaşamakta ve bu rakamın 2025 yılında 450 milyonu aşması beklenmekte. Stres, yanlış beslenme, alkol, sigara ve yaşam tarzı bu sorunun en önemli kaynağı’’ dedi.
|
|
|
| Burun damlası kullanırken dikkat! |
|
|
Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Yavuz Selim Pata, bilinçsiz şekilde kullanılan burun damlaları hakkında uyardı. “Aylarca hatta yıllarca kullanılan burun damlalarının çoğu en fazla 15 gün kullanılabilir” diyen Dr. Pata, bu süre aşıldığında damlaların bir kısmının bağımlılık yaptığını ve aşırı kullanımın birtakım riskleri olduğunu söylüyor.
Burun damlaları hakkında aydınlatıcı bilgiler veren Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Yavuz Selim Pata, burundan alınan hava yetmediğinde, rahat nefes alınamadığında, burun damlası kullanıldığını ve piyasadaki çoğu ürünün kullanılır kullanılmaz burnu hızlı bir şekilde açarak hastanın kolayca nefes almasını sağladığını söylüyor. Temel olarak iki tür damla bulunduğuna dikkat çeken Dr. Pata, “İlk grup 3-15 gün arası kullanılan kısa süreli dekonjestan dediğimiz damlalardır. İkinci grup ise aylarca hatta yıllarca kullanılabilir” diyor. Ancak bugün azımsanmayacak sayıda kişi tarafından yoğun olarak kullanılan damlaların ilk gruba dahil olduğunu belirten Dr. Pata, “Çünkü bu damlalar burnu bir kaç dakika içerisinde açıyor” açıklamasında bulunuyor.
|
|
|
| Erkekler her zaman sekse hazır değildir! |
|
|
Kadınların genel olarak daha masum ve korunmaya muhtaç varlıklar olarak görülmesi, erkeklerinse her şeyi yapmaya müsait ve özellikle de cinsellik konusunda fırsat kollayan, atak taraf olarak düşünülmesinin karşılıklı olarak yanlış yargılara yol açtığını belirten Psikolog Serap Duygulu; kadınların, erkek cinselliği hakkında bildiği yanlışlar konusunda bakın neler diyor.
Kadınlar ve erkekler üzerine yazılıp çizilen her şey aslında her iki tarafın birbirini anlama ve tanıma çabalarından başka bir şey değildir. İnsanın dünya üzerinde var olmasıyla beraber bir arada yaşama ya da beraber olma adına atılan bütün adımların temelinde de cinsellik vardır. Bizim gibi daha içe kapalı toplumlarda birey olarak kendimizi tanımıyor olduğumuz gibi, karşı cinsle ilgili olarak konuştuklarımız ya da inandıklarımız da her zaman doğru olmayabiliyor. Kadınların erkeklerle ilgili olarak sahip olduğu pek çok yargı aslında toplumsal yargılarımızın bir uzantısı… Benzer yargılar erkeklerin düşüncelerinde de olmakla beraber, en yaygın olarak erkekler hala kadınlar açısından bir bilmece olmaya devam ediyorlar.
|
|
|
| Aşırı çalışmak kalp krizine neden olur mu? |
|
|
Amerikan Hastanesi Kardiyoloji Bölümü Dr.Tolga Özyiğit: Eğer yıllardır “aşırı çalışmak beni öldürüyor!” diye hayıflanıyorsanız muhtemelen haklısınız. Çünkü İngiltere’de yapılan bir çalışmanın sonucuna göre günde 3-4 saat fazla çalışmak kalp hastalığı riskini yaklaşık %60 arttırıyor.
Gelişmiş ülkelerde uzun çalışma saatleri sık karşılaşılan bir durum. OECD (Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü) verilerine göre bu açıdan en kötü durumdaki ülkeler ABD, Yunanistan, Meksika, Güney Kore, Avusturalya ve Japonya. Çalışma saatleri, sanayileşme, işsizlik oranı ve çalışma saatlerini düzenleyen yasalara göre ülkeden ülkeye değişkenlik göstermekte. Nitekim bu açıdan yasaları daha sıkı olan İsviçre, Norveç, Hollanda ve Fransa gibi ülkelerde çalışma saatleri çok daha kısa. Örneğin Güney Kore’de bir işçi yılda ortalama 2.390 saat çalışırken, aynı işçi Hollanda’da yaşıyor olsaydı 1.309 saat çalışacaktı. Uluslararası Çalışma Örgütü’ne göre Türkiye’de ise tüm çalışanların yaklaşık %50’si haftada 50 saatin üzerinde çalışmakta. Peki bu durumun sağlık üzerine herhangi bir etkisi var mı? Araştırmalar fazla çalışmanın, hipertansiyon, uyku bozuklukları, depresyon gibi hastalıklara neden olabileceğini ortaya koyuyor.
Avrupa Kalp Dergisi’nde geçtiğimiz ay sonuçları yayımlanan bir çalışmada; yaşları 39 ile 61 arasında değişen ve başlangıçta herhangi bir kalp hastalığı olmayan 6.014 İngiliz devlet memuru, yaklaşık 11 yıl boyunca takip edilmiş ve çalışma saatlerinin uzunluğu ile kalp hastalığı arasındaki ilişki araştırılmış. Çalışmanın sonucu gösteriyor ki günde normalden 3 saat ve daha fazla çalışan insanların kalp hastalığına yakalanma riski (kalp krizi ve ölüm dahil) daha az çalışanlara göre %60 daha fazla. Bu konuda yapılmış olan tek çalışma bu da değil. Tıp literatüründe aşırı çalışmanın kalp-damar sağlığını tehdit ettiğini gösteren çok sayıda çalışma mevcut.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL |