Giriş Yapın

Facebook ile Bağlan Sizin adınıza paylaşım ve izinsiz gönderim yapmıyoruz.

Alper Kul

Daha Tahammüllü OLdum

Alper Kul ile Röportaj: Daha Tahammüllü OLdum

Sözleştiğimiz saatte Alper Bey ile BKM’de buluştuk ve bol gülmeli bir röportaj gerçekleştirdik. Oğlu Arel ile değişen hayatını, hormonların annelere neler yaptıklarını ve babaların bu durumda zigon sehpa –ki bu kendi tanımlaması- gibi kenarda nasıl kaldıklarını ve şimdilerde de eve gelecek olan ikinci bebekleriyle hayatlarının nasıl şekilleneceğini konuştuk. 

Anne adayları yaşarda baba adayları hamilelik sendromu yaşamaz mı? Tıpta adı bile var bu sendromun: Couvade Sendromu... Demem o ki siz de durumlar nasıl?

İyi gidiyor, hamileliğin son zamanlarındayız. Aralığın ilk haftası inşallah ikinci oğlumuzu kucağımıza alacağız.

Aile kavramı sevgilik sürecinizden baba olmanıza kadar kafanızda nasıl şekillendi?

Komedyen Louis C.K’in bununla ilgili şöyle bir tanımlaması var: Evlenince biliyorsun ki günün birinde anlaşamadığında boşanabilirsin ve “boşanabilirim” dersin ama çocuk olduktan sonra “eyvah boşanamadım” diyorsun. Çocuk gerçekten yapının harcı. Ailede aidiyet duygusunu perçinliyor, ikinci bunu daha da bir kazıyor. Çocuk senin bu hayattaki asli görevinin ne olduğunu sana hatırlatıyor.

Peki bu asli görev size tam da zamanında mı geldi?

Benim güzel bir hayatım oldu. Aylin’i otuz sekiz yaşında buldum ve evlendim. Eğer otuzlarımın başında Aylin karşıma çıkmış olsaydı Aylin’in kıymetini anlayamayabilirdim. Onun doğru insan olup olmadığını anlayabilecek tecrübelerim olmamış olurdu. Bu yüzden her şeyin bir zamanı var diyorum. Hazır olduğum zaman otuz sekizmiş. Şimdi kırk üç yaşındayım ve ikinci çocuk geliyor. Türkiye’de ortalama çocukların yirmi beşinden sonra kendi ayakları üzerinde durmaya başladığını düşünürsek yetmiş yaşıma kadar çalışmak zorundayım. Bir de sağlıklı olmam gerekiyor tabii.

Babalar biraz daha olayların dışında gibi. Bu kaygılar içinde böyle. Anneler “Yetebilecek miyim?” kaygısındayken babalar da durum nasıl oluyor?

Kadın sürekli kendini sorgularken, babalar da “Dünyanın en iyi babası” olduğunu söylerler. Ben de onlardan biriyim: Muazzam bir babayım. 

Peki “Muazzam bir babayım.” derken bu cümlenin içini neyle dolduruyorsunuz?

Bunu teyit edebileceğin bir yer yok. Bir tek babandan aldığın, senin yaşadığın deneyimler oluyor karşında. Valla bizimkiler beni iyi yetiştirmişler, buradan da bir kez daha teşekkür edeyim. Çocuk kolay iş değilmiş.

Kesinlikle! Bir bireyi yetiştirmek zor zanaat…

Kendine yetebilen, bağımsız, vicdanı hür, sorgulayan, merhametli bir birey yetiştirebilirsek işimizi layığı ile yapmış oluruz diye düşünüyorum. İsmi de zaten Arel, doğru, dürüst demek.

İsminin bir hikayesi var mı, kim koydu?

Eşin anne olmaya karar veriyor, sana sen istiyormuşsun gibi hissettiriyor, sonra bir bakıyorsun çocuğun olmuş. İsim hikayesi de böyle. Hiçbir zaman oğlunun adını sen koyamıyorsun. Karın birkaç isim seçiyor, birkaç ay içerisinde bir algı yönetimi yaşatıyor sana. Sonra o ismi sen bulmuşsun gibi geliyor sana ama bir bakıyorsun ki aslında eşin o ismi sana aylar öncesinden yazmış. O ismi bana göre ben koymuş olsam da aslında Aylin seçti.

Hamilelik sürecinde baba adaylarına da çok iş düşüyor öle değil mi?

Hormon oyunları yaşıyor anneler ve yardım edemiyorsak bile köstek olmamalıyız.  Yarı delilik hali yaşıyor kadınlar ve gerçekten yardım etmek gerekiyor. Benim en motive olduğum, annenin karnından bir çocuk çıkarıyor olması oldu. Bunu bu kadar normal bir şeymiş gibi karşılamamak lazım. Bu normal değil. Üstelik bu senin yüzünden oluyor, ufak da olsa tetikleyici unsur sensin ve bunu büyük bir keyifle yaptın. Şimdi de büyük bir antipatiyle kenarda oturuyorsun, olmaz. Tabi ki anne sana kök söktürür. Ben olsam ben de gıcık olurum bana. Kadınlar aş eriyor, çok görüyorlar. Az bile, çektirecek tabi.

Sürekli doktoru arayan ebeveynlerden misiniz?

İlk zamanlar evet. Çocuk doktorlarına çok yazık gerçekten. Hangi mesleği yapamazsın deseler çocuk doktorluğu derdim. Bir sürü çocuk hastası var ve çocuklar genelde gece ateşlenirler. Çok hastan olunca da her gün biri ateşleniyor. Gece bir iki üç her saat telefonu açık ve uyumadığını düşünüyorum. Üstelik gece dört bile olsa kendisinin her gün duyduğu sorulara, ilk kez duymuş gibi büyük bir ilgi ile cevap veriyorlar.

Baba olmanızla neler değişti?

Daha merhametli bir insan oldum. Çocuklara yapılan haksızlıklarla ilgili sinir ve dert sahibi olmaya başladım. Çocuklara daha tahammüllü oldum. Haliyle çocukları daha çok sevdim.

Arel nasıl bir karakter?

Baskın. Bizi köle gibi kullanıyor. Ne istese yaptırıyor. Babanın ters ters baktığında çocuğun anlayıp sustuğu görüntü ütopya olarak varmış meğer. Biz de durumlar hiç de öyle değil çünkü. Beceremedik biz. Yapmayacağız diyoruz ama sonra bir bakıyoruz ki yapmışız.

Röportaj: Aslıhan Gündüz

İlginizi Çekebileceğini Düşündüğümüz Diğer Ropörtajlar
FACEBOOK YORUMLARI
YORUMLAR

Yorumları görebilmek, soru, görüş ve önerilerinizi bizimle paylaşmak için facebook hesabınız ile giriş yapmalısınız.

Facebook’ta adınıza gönderim yapmadığınızı bilmenizi isteriz..