Giriş Yapın

Facebook ile Bağlan Sizin adınıza paylaşım ve izinsiz gönderim yapmıyoruz.

Gökhan Gönül

Futbolcu sadece futbol oynayıp, para kazanan kişi değildir!

Gökhan Gönül ile Röportaj: Futbolcu sadece futbol oynayıp, para kazanan kişi değildir!

Evlendikten beş yıl sonra oğlunu kucağına aldığı an keşke bu duyguyu daha önce yaşasaydım diyen, oğlu ile vakit geçirmekten son derece keyif alan, sakin yapılı, ağzından kötü bir şey çıkmaması için özenli konuşan, güler yüzlü, oğluyla balık tutma keyfini yaşamak isteyen ve “İyi bir futbolcu olabilirsiniz ama iyi bir kişiliğiniz yoksa durum biraz sıkıntılı olabilir, yıllar sonra mesleğimdeki duruşumla örnek olmak istiyorum oğluma.” diyen bir baba. Gökhan Bey, antrenmandan dolayı biraz geç kalınca biz de önce eşi Hatice Hanım ile sohbetimize başladık… 

Hamilelik sürecinizle başlayalım biz. Nasıl geçti?

Planlı bir hamilelikti. Hiçbir sorun yaşamadım. İki buçuk aylıkken Çeşme’ye gittim ve beş buçuk aylıkken geldim. Üç farklı doktor kız olacağını söylese de ben erkek olacağını hissetmiştim. Doktorumla inatlaştık hatta bu konuda. Şu an oturduğumuz eve yeni taşınmıştık, evde kimse yoktu. Bir gün öncesinde de doktora kontrole gitmiştim, her şey normal akışındaydı. Ertesi gün sabah uyandığımda suyum gelir gibi olmuştu. Oturduğumda normal, ayağa kalktığımda suyum geliyordu. Doktoruma durumu haber verdiğimde yanına gitmem gerektiğini belirtti. Gittiğimde ise doğumun başladığını söyledi. Bu arada sekiz aylık hamileyim. Yanımda kimsem yok, Gökhan’a ulaşamıyorum maç zamanı olduğu için. Eşyalarım yok. Aklımdan eşime ulaşmaya çalışmak geçerken beni apar topar sedyeye yatırdılar, odaya çıkardılar, suni sancı vermeye başladılar. Suni sancı normal doğum sancısından daha sancılı bir şeymiş. Ben bunu bilmiyordum. Ama bu arada acı eşiğimin ne kadar yüksek olduğunu öğrendim. Sabah on gibi suni sancı vermeye başladılar ve akşam beşe kadar sürdü bu süreç. O arada Gökhan’ın takım arkadaşlarının eşleri sağ olsunlar yanıma gelip eşyalarımı tamamlayıp, bana destek oldular. Beş gibi ben doğuma hazırlanırken, Gökhan da maça çıkmak için hazırlanıyordu. İkimizde ayrı bir stresteydik.

Erken doğum yaptınız…

Evet, sekiz aylıkken oğlumu kucağıma aldım… Doğumum on beş dakika sürdü ve normal doğum yaptım. Erken doğum yapmama rağmen oğlum kuvözde kalmadı. Doktorum doğumdan bir hafta önce akciğerleri gelişsin diye bir iğne yaptı bana ve bu yüzden de doğduğunda kuvöze girmedi, sarılık bile olmadı oğlum. Bir kez daha anladım ki doktor seçimi çok önemli.

Kucağınıza aldığınızda ilk neler hissettiniz?

Doğum anında hiç rahat değildim. Eşim yoktu yanımda, etrafımda bir sürü insan vardı ama ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Ağlayamadım, hiç kendimi rahat hissetmedim. Kucağıma aldığımda da farklı bir duygu yaşamadım. Doğumdan birkaç ay sonra anneliğin farkına vardım ve anne olduğum için çok mutluyum şu an.

Gökhan Bey’in kulaklarını çınlatalım biraz. Aşk hikayenizi dinleyelim mi sizden?

Ankara’da tanıştık.  Ağabeyimle beraber yeni açtığımız kafede çalışıyorduk. Gökhan’ın çok yakın bir arkadaşının ağbisi bizim kafenin önünde trafik kazası yapmıştı. Ağbimde onlarla ilgilenince, ertesi gün teşekkür etmek için yanımıza gelmişlerdi. Gökhan kapıdan içeri girdiğinde garip bir şekilde kalbim atmaya başlamıştı. İçimden “Bu çocuk kim?” diye geçirmeye başladığım an ağbim; “Sen futbolu seversin, bunlar da futbolcular.” dedi beni duymuş gibi. Hiç tanımıyorum ben, ikinci ligde oynuyormuş o zamanlar. Ben konuşmak istediğim için ilk sorduğum soru futbol merakımdan dolayı; “Senin mevkiin ne?” oldu. O sırada kısa bir diyalogumuz oldu. Sonrasında kafeye çok sık gelmeye başlayınca küçük küçük konuşmalar geçti aramızda. Bu olayın üzerinden yaklaşık bir ay kadar zaman geçmişti ki ortak arkadaşlarımızla bir yerde denk geldik. Bir şekilde numaramı aldı, mesajlaştık, oturduk konuştuk derken anlaştık ve beraber olmaya başladık. Bir buçuk sene konuştuk sonrasında da evlendik… Gökhan iyi bir erkektir. İyi bir babadır. İşi işte bırakır, kimsenin lafını getirmez, iyi bir sırdaştır, laçka hareketleri yoktur, iyi bir adamdır eşim. Çok evcimen, beni çok dinleyen, fikirlerime saygı gösteren biridir aynı zamanda.

Tam da bu sırada Gökhan Gönül idmanını bitirip yanımıza gelir ve sohbetimize dahil olur…

İdmandan geldiniz, biz de arayı sıcak tutacak bir soruyla başlayalım o zaman. Oğlunuzun baba mesleğinden geleceğini şekillendirmesini ister misiniz?

İstemem. Futbolcu; sadece futbol oynayıp para kazanan biri değil çünkü. Genç yaştaki çoğu insana örnek olması gereken biri. Bu da size ayrı bir oto kontrol ve sorumluluk hissi yaratıyor. Bu sorumluluk bilincinde olacaksa yolunu bu meslekle çizebilir ama aksinin olması kariyer yaşantısına iyi bir sonuç getirmez diye düşünüyorum. Bunun kararını oğlum büyüdüğünde kendi verecek, hayat onun sonuçta.

Yüksek nabız, bol stres, dikkatinizi nasıl yoğunlaştırıyorsunuz?

Çok sevdiğim hocam Aykut Kocaman hep şunu söyler; “Futbol oynayan bir insan ölümle yaşam sınırı arasındadır.” Kalp atış hızının çok fazla olduğu bir meslek. Sonuçta baktığınızda antrenmanlarda dahil yüzde doksanlara çıkan nabız atışınız var ve bu çok yüksek bir oran. Bu da sahada bazen hata yaptırabiliyor size. O nabızla, o stresle sahada haklı olduğunuzu düşünebiliyorsunuz. Maç bittikten sonra, o an haklı olduğunuzu düşündüğünüz durumda aslında haksız olduğunuzu görüyorsunuz. Bu yüzden dediğim gibi futbol oynarken çok dikkatli olmanız gerekiyor. Benimde oğlum var ve yirmili yaşlarına geldiğinde babasının nasıl bir futbolcu olduğunu internetten bakıp öğrenecek. Ben oğluma kendimle ilgili kötü anılar bırakmak istemiyorum. Dediğim gibi amacınız sadece para kazanmak değil, arkanızdan gelen gençlere örnek olmanız gerekiyor. Yoksa her gencin spor yapmasından yanayım.

Hangi antrenman daha yorucu geçiyor sizin için? Evde Baran’la olan mı sahadaki mi?

Baran hiperaktif bir çocuk, ciddi anlamda hareketli geçiyor günlerimiz oğlumla. Günde çift antrenman yapıyorum ve evet kabul ediyorum evdeki antrenman daha yorucu ama tarifsiz bir mutluk hali aynı zamanda.

Baba adaylarımızın çoğu “Oğlum olsun maça gideceğiz onunla…” gibi cümleleri çok kurarlar. Siz de durum biraz farklı, “Gelsin beni izlesin…” diye cümleleriniz oluyor mu?

Oğlum belirli şeyleri anladıktan sonra, annesine bağımlı olma durumunu aştıktan sonra, sadece benimle hareket edebileceği dönemlerde; balığa gitmek, kayağa gitmek, kamp yapmak en büyük hayallerim arasında şimdilerde. Oğlumla baba-oğul keyifle geçireceğimiz günleri sabırsızlıkla bekliyorum. Daha sakin bir hayatı ve doğayla iç içe olmasını istiyorum.

Peki, ısrarcı olursa futbol konusunda?

Kendi bileceği iş. Ben kendi mesleğini seçme konusunda oğluma karışmayacağım, kendi hayatını kendi kuracak. Hem okuyup hem de futbol oynayabilir. Kendi isteklerini oğluna dayatan babalardan değilim özetle, oğlum ne isterse o! Futbolcu olmasını, milli takım formasını giymesini de isterim ama bunun da çok fazla şekilde sorumluluk yüklediğini düşündüğümden başka meslekler seçmesini tercih ederim.


Eşinizin hamilelik sürecinde sizde durumlar nasıldı?

Eşim klasik bayanlar gibi değildi. O rahat geçirince süreci benim için de bu dönem sorunsuz ilerlemiş oldu. Aslında doğum anı bizim için değişikti biraz. Şöyle ki; Ankara bizim için çok önemli bir yere sahip. Baran’ın doğduğu vakit şu an oynadığım takımımla, eski takımıma karşı maça çıkmıştım orada. Hatta maça iki saat kala Baran doğdu. Maça çıktım ama nasıl çıktığımı bir Allah bir de ben biliyorum.


Oğlunuzla ilgili sizi en çok ne mutlu ediyor?

Her gün oğlumun yeni kelime öğrenmesi, bana baba demesi, eve geldiğimde boynuma sarılması, birlikte oyunlar oynamamız beni çok mutlu ediyor. Aslında oğlumun ve eşimin varlığı benim mutluluk kaynaklarım.

Bu yaşına kadar unutamayacağınız bir an desem, aklınıza ilk ne gelir?

Baran’ın ilk baba dediği anı hiç unutmayacağım. Eşim oğlumu hatıra kalması açısından videoya çekiyordu, çekim sırasında ilk kez “Baba!” dedi ve biz böylelikle ilk kez “Baba!” değişini kaydetmiş olduk. Bu çok güzel bir tesadüf ve anı oldu benim için.

Son olarak baba adaylarımıza neler söylemek istersiniz?

Evlenip geç çocuk yapan kişileri şimdi anlayamıyorum mesela. 27 yaşında baba oldum, çok geç değil ama bilseydim bu kadar muhteşem bir duygu olduğunu evlendikten hemen sonra baba olmak isterdim. Bu duygu çok başka bir şeymiş çünkü. Oğlumu ve eşimi çok seviyorum. Daha siz babalığın ne olduğunu bilmiyorsunuz. Çocuğunuzu kucağınıza aldığınızda kendinizi çok mutlu hissedeceksiniz. Bu röportajımızı okuyan baba adayları bile oğlunu kucağına aldıktan sonra anlayacaklar dediklerimi.


Röportaj: Aslıhan Gündüz
Fotoğraf: Events Hill Photographi / Şubat 2014

 


 

İlginizi Çekebileceğini Düşündüğümüz Diğer Ropörtajlar
FACEBOOK YORUMLARI
YORUMLAR

Yorumları görebilmek, soru, görüş ve önerilerinizi bizimle paylaşmak için facebook hesabınız ile giriş yapmalısınız.

Facebook’ta adınıza gönderim yapmadığınızı bilmenizi isteriz..